Mevcut yapının tüm katlarını kapsayan bu dönüşüm sürecinde yapı yalnızca görsel olarak değil,
teknik altyapısından mekânsal kurgusuna kadar bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alındı.
Elektrik tesisatından zemin sistemlerine uzanan uygulamalar, mimari kararlar ve mühendislik
çözümleri birlikte düşünülerek planlandı.
Zemin katmanları kaldırılarak yerden ısıtma sistemi uygulandı; parke ve seramik yüzeyler,
mekânın kullanım senaryolarına uygun biçimde yeniden tasarlandı.
Şömine, yapının belleğini taşıyan bir öğe olarak korunarak yeniden yorumlandı; kaplama ve
renk kararlarıyla çağdaş mekân diliyle ilişkilendirildi. Özel tasarlanmış yüzey detayları ve
birleşim çözümleri, mekana katmanlı ve karakterli bir ifade kazandırdı.
Bu dönüşüm sürecinde, estetik tercihler ile teknik gereklilikler birbirini besleyen bir
bütün olarak ele alındı; yapı, işlevsel, konforlu ve zamansız bir yaşam alanı olarak yeniden
tanımlandı.
Banyo alanı, mevcut durumundan bağımsız olarak yeniden ele alınarak projeye dahil edildi.
Uygulama sürecinde altyapı sistemleri güncellenirken, mekanın ölçüleri ve kullanım
alışkanlıkları tasarım kararlarını yönlendiren temel unsur oldu. Renk paleti ve dokusal
yüzeyler, banyoya yalnızca işlevsel değil, mekansal bir ifade kazandıracak biçimde seçildi.
Işıkla birlikte çalışan yüzeyler, alanın derinliğini arttıran dengeli bir atmosfer
oluşturdu.